
Pco Uv Teknolojisi
Uzun yıllardır biyolojik olarak su arıtma sistemlerinde kullanılan UV ışın tekniği artık klima
sistemlerindeki resirküle edilen havanın biyolojik olarak arındırılması maksatlı olarak da
kullanılmaktadır. Özellikle dış ortamlardan yalıtılmış binalarda taze hava ve egzoz havasının klima
sistemlerle sağlandığı ve iklimlendirildiği mahallerde havanın sıcaklık ve nem olarak belli bir standartta
tutulmasının haricinde insan sağlığını tehdit eden maddelerden ve mikroplardan da arındırılması
gerekmektedir.
Tüm klima sistemlerinde standart olarak kullanılan ve belli sınıfta
olan filtrasyon sistemleri
ortam
havasındaki sadece kaba toz ve partikülleri tutabilmektedir. Bunların haricinde havanın içinde asılı
olarak dolaşan ve normal filtrasyon sistemlerinde tutulamayan ve normal şartlarda mikroskop altında
görülebilen, insan sağlığını da tehdit eden bakteri ve virüslerde sürekli olarak ortam havasında
resirküle etmekle birlikte HASTA BİNA SENDROMU'na yol açmaktadırlar. Bahsi geçen bakteri ve virüsler
iç ortamda çalışan personel üzerinde çeşitli sağlık problemlerine neden olabilmektedirler (gözlerde
yanma, grip, sürekli halsizlik ve baş ağrısı v.s). Bu problemler birincil derecede insan sağlığını tehdit
etmese de iç ortamda çalışan personelde verim ve mesai kaybına yol açmaktadır. İstisnai olsa da
klima sistemlerindeki resirküle eden havadan dolayı ciddi hastalıklara yakalanan insanlarda kayıtlara
geçmiştir.
Klima sistemlerinden kaynaklanan tüm bu olumsuzlukları engellemek
için PCO UV ışınları ile biyolojik
hava temizliği yapılması gerekmektedir. PCO UV ışınları biyolojik arıtma sağladığı gibi iç ortamda kötü
kokulara neden olan bakterileri de nötralize ettiği için daha ferah bir nefes almanızı sağlayacaktır.
Klima sistemlerinde uygulama tekniği klima sistemlerinde bulunan ekipmanlar önce pas kireç
korozyonda arındırılarak sistem fosfatlama işlemine tabii tutulur sistem yağ gres ve organik kirleticiler
den arındırılır sistemde bulunan mikroorganizmalar ozon gazı ve PAA ile dezenfekte edildikten sonra
Nötrleştirme işlemine tabi tutularak gümüş katkılı sıvı metal ile özel ekipmanlarla kaplama işlemine
tutulur bu işlem ASİDİK BAZİK NÖTÖR PH aralıklarına dayanıklı hale getirilir ikinci kaplama işlemi ise
+ _ sıcaklık geriliminde etkilenmeyecek bir işlem uygulaması yapılarak yüzeye parlaklık kazandırma
işlemidir buda sistemde kirleticilerin yapışmasını önleme amaçlıdır. PCO UV ise hava içindeki bakteri ve
virüslerin nötralize edilmesi yönünde kullanılmaktadır. PCO UV lambaları, kullanmış olduğumuz klima
sisteminin hava üfleme hava emiş klima kanalları klima santralleri yönüne takılarak iç ortama üflenen
havanın pco UV ışın perdesi içinden geçirilip bünyesinde barındırdığı mantar, bakteri ve virüsleri etkisiz
hale getirerek biyolojik olarak arındırılmış havanın iç ortama verilmesini sağlar. Sistem kurulumu
oldukça basit olup herhangi bir bakım maliyeti de gerektirmemektedir.
HASTANELER DE PCO UV NANO SİLVER OZON UYGULAMALARI
Hastanelerde bulunan bulaşıcı mikro-organizmaların bertaraf edilmesi
zamanımızın en önemli sağlık sorunlarından biridir. Her yıl onbinlerce hastanın başarılı tedavi süreçlerine rağmen
hastanelerimizden enfeksiyon kaptıkları ve öldüklerini biliyoruz.
Hastanelerde oluşan enfeksiyonların yayılması Hastanelerde etkin bir
de-kontaminasyon prosedürüne sahip olmadıkları gibi bu amaca yönelik
alt yapıları da yeterli değildir. Halbuki hastanelerimizin, sadece
kendi bünyesinde oluşan enfeksiyonlara karşı değil dışarıdan gelecek
enfeksiyon-etkileşimli hastalara yönelik birer de-kontaminasyon
bölümü ile entegre edilmesinde büyük yararlar vardır. Bu alt yapılar
sadece bulaşıcı hastalıklardan etkilenenleri korumak için değil aynı
zamanda doktor ve hemşire gibi sağlık personelinin de korunmasını
sağlayacaktır
Hastane kaynaklı enfeksiyonlar için yapılan çalışmalar ve bu
enfeksiyonların bertaraf edilmesine yönelik süreçlerin maliyetleri
oldukça yüksektir. Ayrıca enfeksiyonlar için yapılan harcamalar
soyuttur, somut kazanç olarak geri dönmez. Hastanın tedavisine
yönelik harcamaları kat kat aşan maliyetleri vardır. Enfeksiyonlar
için yapılan harcamalar hastanelerde yatılı hasta kalma süresi
arttıkça yükselmektedir. Yatılı hastanın 14 günden fazla kalması
durumunda, hasta üzerinde oluşan enfeksiyon düzeyinin ortalamanın
üzerine çıktığı tespit edilmiştir. Bu maliyetlere ilave olarak
hastane yöneticileri, hastanede kalma sürelerinin artması ile
yatakların Yüzde 100 doluluk oranına ulaştığını ve dolayısı ile
natif maliyetlerin oluştuğu görüşündedirler. Enfeksiyonların
oluşturduğu yüksek maliyetler hastane patojenlerinin antibiyotiklere
karşı direncinin artması ile birlikte yükselmektedir. Böylece, bu
organizmalardan kaynaklanan enfeksiyonların tedavisi için
antibiyotik kullanımı ve dolayısı ile ilaç tüketimi yükselmektedir.
Bunlarla birlikte, enfeksiyon maliyetleri hastaların zarar görmesi
sebebiyle açılan mahkeme masrafları ile daha da yükselmektedir. Bu
noktalar dikkate alındığı zaman hastanelerde meydana gelen
enfeksiyonlar için yapılan harcamalar küçümsenemeyecek kadar önemli
boyutlardadır.
Hastane enfeksiyonlarını oluşturan pek çok organizmalar hastanelerin
ortamlarında kontaminasyon (kirleme) yapar ve kuru ortamlarda
aylarca yaşayabilir, MRSA, Clostridium difficile ve Acinetobacter
baumannii bu organizmalara dahildir. Hastaların yakınında var olan
hastane patojenleri enfeksiyona kapılmamış diğer hastalar için de
bir risk unsurudur. Bilimsel çalışmalara bakıldığında çevresel
faktörlerin, enfeksiyonun yayılmasına önemli derecede etki ettiği
görülmektedir. Hastaların MRSA’dan korunması için kullanılacak
odaların terminal temizliği için bazı standartlar geliştirilmiştir.
Yine de bilimsel literatürde hala (MRSA gibi) patojenlerin direnci
kırmayı sağlayacak antibiyotik kontrolü için geliştirilen
standartlar henüz sağlık dünyamıza harmonize edilememiştir. Standart
temizleme ve bertaraf methodları çevresel faktörlerden oluşan
hastane patojenlerinin yok edilmesinde başarısız olmaktadır. Odalar
temizlense bile hastane patojenleri kontamine (kirlenmiş) çevresel
yüzeylerden sağlık görevlilerinin ellerine geçer. Ellerine hastane
patojenleri bulaşan sağlık görevlileri enfeksiyonların başka
taraflara taşınmasını sağlar. Çevre ve yüzeylerdeki hastane
patojenlerinin yok edilmesi için yeteri kadar çevresel de-kontaminasyon
yapılmalıdır. Özellikle çoklu uyuşturuculara direnç gösteren en
tehlikeli hastane enfeksiyonları “superbug” ’lar için de-kontaminasyon
çok önemli bir risk önlemidir.
Hastaneler Kabul edilen yatılı hastaların Yüzde 10’nu bulaşıcı
mikro-organizmaların saldırısına uğradığı ifade edilmektedir.
2. De-kontaminasyon
/ Temizleme Süreçleri
Hastane kaynaklı enfeksiyonlar, gerekli önlemler, yöntem ve
sistemlerin uygulanması halinde büyük ölçüde elimine edilebilirler.
Günümüzde de-kontaminasyon amaçlı birçok proses uygulanmaktadır.
Hastane enfeksiyonlarının giderilmesi, mevcut organizmaların bütün
hastalara veya hastane personeline bulaşmasını önlemek üzere yok
edilmesini veya giderilmesini sağlamak için şimdiye kadar göz ardı
edilen ve önemsizmiş gibi görünen sorunların arasında aşağıdaki
kullanım alanları ve ekipmanları görülmektedir
KLİMA SANTRELLERİ
KLİMA KANALLARI
ACİL SRVİSLER
YOĞUN BAKIM ÜNİTELERİ
HASTE SERVİS ODALARI
KAPI KOLLARI
ELEKTİRİK DÜĞMELERİ
HASTA YATAK LARI
HASTA SEDYELERİ
TEKERLEKLİ SANDELYELER
ASNSÖR
KİRLİ ODALARI
REFAGATCİ KOLTUKLARI
HASTANE İÇME VE KULLANMA SULARI
KULLANIM ALANLARINA GÖRE TEKNOLOJİK SİSTEMLER
PCO
UV
NANO SİLVER
OZONLAMA
HİDROJEN PEROKSİT BUHARI
Hastane kontaminasyonlarına karşı geliştirilen yeni prosesler
arasında nano-teknolojiye dayanan nano-partikül bombardımanları da
son yıllarda ilgi çeken önemli bir süreç olarak karşımıza çıkmıştır. Bu amaçla bilim dünyasından her gün yeni bir proses sunulmaktadır.
Yukarıda sıralanan proseslerin en etkili yöntemlerdir